Gülmekten Öldüm

(Karolina Bragavska, pexels.com'dan)

        —Aga, ben sana daha önce "Sen adamın dibisin." demiş miydim?
        —Yoo abi, demedin hiç.
        —Eminsin değil mi? Kesin demedim yani?
        —Valla demedin abi.
        —Ha, tamam. İyi, sıkıntı yok o zaman.
        —O nerden çıktı şimmm- LAN. Bi' dakika. Sen- bana!?
        Nihat, Rasim'in pençelerinden, çitayı şaşırtan bir antilop kıvraklığıyla sıyrılmış, kurtuluşunu tamamına erdirmek için evin kapısına doğru koşuyordu. Ta ki, bir televizyon kumandası, saplanacakmışçasına sırtına çarpana kadar. Olduğu yere diz üstü çöktü Nihat. Şimdi, çitanın elinde oyuncak olmuştu. Belki duygu sömürüsü işe yarar diye acıyla inledi:
        —AAAAAAAAH...AAAAAAAAAH...
        —Hak ettin, hak ettin! Kaç kere dedim sana "Önce iş güvenliği." diye. Geçen günkü espri girişiminde de "Bir daha bana, kendine acımayıp senin için hayatî tehlike içeren espriler yaparsan, ben de aha bu kumandaya acımam, sana monte ederim." demedim mi?
        —Yoo abi, demedin hiç.
        —Nasıl demedim!? Emin misin? Demiş olmam lazım?
        —Valla demedin abi.
        —Demişimdir, demişimdir de, -neyse. Madem bir hata olmuş, monte etme kısmını iptal ediyorum.
        —Allah bin kere razı olsun abi.
        "Amin, ecmain." derken Nihat'ın yanaklarını tokatlamak ve sevmek arasında bir fiil sergiliyordu Rasim. Nihat'ı bırakıp ayağa kalktı; tekrar üçlü koltuğa gidip uzanarak: "Na bu kumandanın da, git yenisini al elektrikçiden. Parasını da cebinden ver." dedi. Avcısı tarafından canı bağışlanarak azat edilmiş bir antilopun perişanlığı ve itaatkârlığıyla "Tamam agam." dedi, "alırız."
        Bağışlandığı kutlu yerde küllerinden doğarak ağır ağır ayağa kalktı Nihat. Önce çamaşır makinasının üstündeki sepetten bir yara bandı aldı. Hafifçe kanayan, biraz da morarmış acılarının üstüne yapıştırdı. Rasim'in yanındaki orta sehpanın üstünden de kırık kumandayı aldı; bir poşete koydu. Artık elektrikçiye gitmek için hazırdı.
        Ayakkabılarının bağcıklarını bağladıktan sonra ayağa kalktı ve kapıyı açtı. Bir ayağı sokakta, bir ayağı evin içinde dururken "Aga," diye seslendi hâlâ koltukta uzanmakta olan Rasim'e, "marketlik bir şey lazım mı? Gitmişken alayım?" Homurdanarak "Yok," dedi Rasim, "kumandayı al gel."
        Nihat yola koyulmak için sokağa yönelmişti ki, içindeki şeytanın fısıltılarına yine karşı koyamadı. Tekrar seslendi: "Aga, bir de şeyi soracaktım sana da, unutmuşum ya," Sürekli rahatı bozulan Rasim yine homurdanarak cevapladı: "He, sor. Neyi?"
        Bütün bedeniyle kapının dışına çıktı Nihat. Sağ elinde kumanda poşetini tutuyordu. Hızla kapıyı kapatıp kaçabilmek için sol eliyle de çelik kapının topuzunu iyice kavradı. Yarı açık kapıdan kafasını içeri uzatıp biraz da yüksek sesle sordu Rasim'e: "Bak, yüzde yüz eminsin değil mi? Kesin demedim yani adamın dibisin diye?"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Baltalanan İncelik

Makas Kesmiyor