Kayıtlar

Mayıs, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Söyletme Beni

Resim
( cottonbro studio , pexel.com'dan)          Tekli ve üçlü koltuklardan müteşekkil bir bekleme odasında, diğer danışanlardan uzak bir köşede, onların sohbetlerine aldırış etmeden bekliyordu. "Şu dünyada, sessizce beklemeye tahammül etmesi en zor yerlerden biri burası." dedi içinden, "Çünkü buradakiler, içlerindekini dökmeye gelmiş insanlar. Sessizce beklemeye değil. Bu durum,---" Hiç durmadan akmakta olan iç sesi, "İbrahim Bey," nidasıyla bölündü, "buyurun, gelebilirsiniz." Vakit gelmişti. Bakışlarla gerçekleşen kısa bir selamlaşmanın ardından, psikoterapisti Erdem'in peşine takıldı İbrahim. Her zamanki seans odasına doğru yürüdüler. Erdem, kendi odaya girmeden önce, tekrar İbrahim'i buyur etti. İbrahim odaya girdi ve sessizce terapi koltuğuna oturdu. Erdem kapıyı kapattı ve yarım saatlik seansları başladı.          Psikoterapistler, karşılıklı bir konuşmada sessiz kalmanın, danışan üzerinde oluşturduğu baskıyı çok iyi kullanırlar...

Gülmekten Öldüm

Resim
( Karolina Bragavska , pexels.com'dan)           —Aga, ben sana daha önce "Sen adamın dibisin." demiş miydim?          —Yoo abi, demedin hiç.          —Eminsin değil mi? Kesin demedim yani?          —Valla demedin abi.          —Ha, tamam. İyi, sıkıntı yok o zaman.          —O nerden çıktı şimmm- LAN. Bi' dakika. Sen- bana!?          Nihat, Rasim'in pençelerinden, çitayı şaşırtan bir antilop kıvraklığıyla sıyrılmış, kurtuluşunu tamamına erdirmek için evin kapısına doğru koşuyordu. Ta ki, bir televizyon kumandası, saplanacakmışçasına sırtına çarpana kadar. Olduğu yere diz üstü çöktü Nihat. Şimdi, çitanın elinde oyuncak olmuştu. Belki duygu sömürüsü işe yarar diye acıyla inledi:          —AAAAAAAAH...AAAAAAAAAH...          —Hak ettin, hak ettin! Kaç kere dedim sa...

Baltalanan İncelik

Resim
( eberhard grossgasteiger , pexel.com'dan)          Sıcaklığın tavan yaptığı bir öğle vakti, buzdolabından limonata dolu sürahiyi alarak balkondaki gölgeye sığındılar. "Bunu iyi ki dün akşamdan koymuşuz dolaba ha," dedi Alper, "buz gibi olmuş." Sıcağın hararetine oflaya puflaya isyan ederek limonatayı bardaklara doldurdular. Ayaklarını balkonun soğuk mermerine uzatıp birer yudum aldılar.          — Bunun da nanelisi ayrı bir efsane oluyor.          —Off, harbiden çok iyi olmuş.          Kanlarına serinlik karışınca üzerlerine rehavet çöktü. Karşılarında sıra sıra uzanmakta olan dağların etkileyici manzarasına daldı Sadi. Biraz sessizce baktı, o uzaklara doğru. Sonra sessizliği bozdu: "Bu dağlara bakınca, benim içimde acayip bir yücelik, bir heybet hissi uyanıyor. Bu his nedense, bana hem bir güven veriyor hem biraz da ürpertiyor beni açıkçası." Alper, Sadi'nin gözlerinin içine bakıp ge...

Makas Kesmiyor

Resim
(Balat İskelesi'nden Üsküdar'a)          Selamun aleyküm demiş miydim? Haa, aklım " Hakkımda " sayfasındaki selamlaşmamıza gitmiş. O zaman, cümleten selamun aleyküm diyelim tekrardan. Yine, yepisyeni bir platformun gıcır gıcır kürsüsünden, siz kıymetli arkadaşlarıma seslenebilmekle müşerref oldum. Hop, arkadakiler! Sesim oraya da geliyor mu? Duyamayanlar öndeki boş yerlere doğru geliversin.          Sanki nişanlanıyoruz, bir de kurdele getirmişler keselim diye. "Makas kesmiyor ehehehe." diyen güzel kardeşimize tokadı basıp gönderdik. Makas da maşallah jilet gibiymiş zaten; parça pinçik etti kurdeleyi. Nihayetinde, yeni mecramızı oluşturmuş, kürsümüze geçmiş olduk.          Peki, neden buradayım? Doğrusu, bu, kurdelesini kestiğim ilk mecra değil. Daha önce istikrarsızlıktan başarısız olmuş onlarca denemem olmuştu zaten. Dün gece biraz düşündüm ve dedim ki: "Neden bir tane daha olmasın?" Hakkımda sayfasında biraz...