Aydınlattıkça Sönen
![]() |
| (Alexander Grey, pexels.com'dan) |
Videoda bu cümle o kadar oldubittiye geldi ki, pek çok insanın hayatında da yaşanan bu önemli dönüşüm, önemsiz bir şey gibi söylendi ve geçti. Halbuki, bir insanın ömrüne kronolojik olarak bakıldığında, "Oldukça sosyal bir insandım." ile "Artık insanlara daha az zaman ayırmayı tercih ediyorum." arasında o kadar ciddi şeyler vardır ki... Üstelik bu ciddi şeylerin çoğu, kimse tarafından haber alınmamış, duyulmamış, bilinmemiş kalp kırıklarından, tecrübelerden oluşur. Kişi, başına gelen her musibet üzerine, köşesine geçip bir sonuca varır. Her çıkardığı sonuç ile de kendisinde bir değişim yaşanır. Musibet, varılan sonuç, değişim, musibet, varılan sonuç, değişim... Bu örüntü, parça parça, kimsenin ruhu duymadan yıllar boyu sürer. Ve nihayetinde, karşınıza bambaşka bir insan çıkar. "Aaa, Ruhi ne kadar değişmiş öyle. Eski Ruhi'yle alakası yok." denir. Evet, gerçekten de öyledir. Çünkü eski Ruhi artık ölmüş ve yerini bambaşka bir Ruhi'ye bırakmıştır.
Herkes değişir. Bazısı ak iken kararır, bazısı karayken ağarır. Pek çok örneğini görüyorum. Arkadaşlarımdan, akrabalarımdan... Herkesten. Ben de değiştim; hem de çok. Kimseye güvenmediğimi, "kimseye" kelimesinin altını çizerek daha sık belirtmeye başladım mesela. Ben de insanlara daha az zaman ayırmayı tercih ediyorum uzun zamandır. Eskiden daha kolay gülerdim; pek çok şeyi gülümsemek için bir bahane olarak görürdüm. Dalga geçmek anlamında değil, daha pozitif ve samimi olmak anlamında. Şimdiyse, gülmeden önce daha fazla düşünüyorum. Çünkü kimseyle yüz göz olmaya gelmiyor. Hemen lakaytlık beliriyor. Evet, oldukça fazla güvensizleştim. Mesafeleri arttırdım. Duvarları yükselttim. Samimiyeti azalttım. Bunların hepsini bilinçli şekilde yaptım. Ve bunlar bir günde değil, yaşadığım her musibet üzerine köşeme geçip bir sonuca varmamla, uzun yıllar içinde oldu.
Esasında, galiba yıllar içinde insan, samimiyet, gülümsemek, güvenmek gibi olumlu şeyleri daha idareli harcamayı öğreniyor. Belediye yardımı dağıtır gibi her önüne gelene gülümsemek yerine gülücüklerini en çok hak edenlere göstermeyi öğreniyor. Samimiyetini, güvenini her önüne gelen insan için harcamamayı öğreniyor. Evet, idareli harcamayı öğreniyor dedim. Çünkü, insan, gerçekten de bir mum gibi yıllar içinde eriye eriye tükenen bir varlık. Kısa sürede eriyip gitmemek için her an, herkesi değil, yalnızca hak edenleri aydınlatması gerektiğini öğreniyor. "Eriyip yiteceksem de hak eden için yiteyim." demeyi öğreniyor. Şu insan denen, bir bilsen, neler neler öğreniyor...

Yorumlar
Yorum Gönder