KOD ADI: Karga Yavrusu
![]() |
| (karga yavrusu) |
İki gün önce mahallemiz, kargaların gak gak sesleriyle yıkılıyordu. Öğle vakti bi' başladılar ki, gece bile susmadılar. Evde ailecek "Ulan n'oluyor bunlara?" deyip durduysak da ilk gün sebebini pek anlayamadık. "Yavrularını kedi falan mı kaptı acaba?" diye de düşündük, "Acaba yavru yuvadan mı düştü?" diye de. O gece kargaları dinlemekten zor uyuduk. Ertesi gün babam, balkonda otururken, komşuların sokaktaki büyük saksılarının dibinde hareket eden bir şey gördüğünü söyledi. "Karga yavrusuydu ya," dedi, "gözümle gördüm."
Hızlı bir toplantıdan sonra, kediler kapmasın diye onu almaya karar verdiysek de, gittiğimde yerinde bulamadım. Çok da yavru değilmiş; yerde yavaş yavaş da olsa yürüyebiliyor ama uçamıyormuş. Komşuya "Siz karga yavrusu gördünüz mü buralarda?" diye sordum. "Aa, ben onu dün gece kediler kapmasın diye benim güvercinlerin kafesine almıştım da, sabah olunca ilerdeki boş araziye saldım." dedi. Oralarda aramaya biraz daha devam ettim ama bulamayıp eve geri döndüm.
Bir süre sonra annem, evin o boş araziye bakan odasından bana seslendi: "Ufuuuk, gel bak, orda. Ay yavrum benim." Evet, yavru karga, tepesinde onu korumak için gezinen onlarca karganın gözetiminde, güneşin alnında, boş arazide bir sağa bir sola dolanıp duruyordu. Kargalar, hiçbir canlıyı yavrunun yanına yaklaştırmıyorlar: Kedi, köpek, insan, dinozor, uzaylı... Söz konusu, kargagillerden bir zât-ı muhterem olduğunda kargalar için düşmanın kim olduğu hiç fark etmiyor; kalabalık ve organize oluşlarından güç alarak her türlü dayılığı yapabiliyorlar. Bu bilginin ürkütücülüğünün farkında olarak annemle bir toplantı daha yaptık ama bu sefer karar vermek biraz daha uzun sürdü. Çünkü, işin sonunda, bir karga sülalesiyle kanlı bıçaklı olmak da vardı.
Ancak annemin korkuyla karışık, "Ayy, bi' şey mi' şey olmasın Ufuk." söylemlerine rağmen yine de almaya karar verdik. Plan basitti: Yavruya hızlıca yaklaşıp alacak ve eve götürürken yavruyu ellerimle başımın üstünde tutacaktım. Bu taktikle, başımı karga saldırılarından korumayı amaçladım. Öyle de oldu: Alayı birden alçak uçuşa geçmelerine rağmen hiçbiri saldıramadı. Hızlıca eve çıktım ve balkondan yavruyu tüm kargalara gösterdim. Bunu yapmamdaki amaç da, yavruya bir zarar vermediğimi ve iyi niyetli olduğumu göstermekti. Ancak kargalar, gerçekten, ailelerine o kadar bağlı hayvanlar ki, iyi niyetli oluşunuzu ispat etmeniz dahi onların şüphelerini ve koruma içgüdülerini kolay kolay ortadan kaldırmıyor.
Her neyse. Yavruyu balkona aldık. Gölgede, keyifle takılıyor şimdi. Ancak şunu fark ettik: Evet, az önce söylediğim gibi, gerçekten de kargalar akrabalık anlamında birbirlerine oldukça bağlı hayvanlar ancak sadece süreç yaşanırken. Çünkü saatler geçtiğinde, geride yavrunun yalnızca annesi ve babası kaldı. Oradan buradan buldukları yiyecek parçalarını balkona attılar ve atıyorlar. Diğer tüm kargalar, gözetimi terk etti ancak anne ve babası, bizim balkonun karşısındaki evin çatısında, sokaktaki büyük çam ağacının en tepesinde ve sokak lambasının üstünde nöbetlerine daimi olarak devam ediyorlar. Bugünkü bunaltıcı sıcakta bile. Asla taviz vermeden.
Anne veya baba olmak hakkında, yahut bambaşka bir konu hakkında bir kargadan bile neler öğrenebiliyor insan. Olaya bakar mısın: Bir karga çifti, biz insanlara fedakârlık, merhamet ve evlat sevgisi şovu yapıyor. Ve gerçekten, bu karga çifti kadar olamayan onlarca insan var. Bu dersleri, kargadan alabileceğimi düşünmezdim. Lakin, bence, artık kargadan dahi ders almaya muhtaç bir hâldeyiz. Çünkü, karga, gerçekten de artık bizde mevcut olmayanı bize gösteriyor.
Ve bir de düşün ki, insanı geçtim, kargayı dahi yavrusuna karşı bu kadar merhametli ve sevgi dolu kılan Cenab-ı Allah, kullarına karşı ne kadar büyük ve derin bir rahmet sahibidir? Ne dersin?
![]() |
| (evimizin penceresinden) |

.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder