Mîzanda Sen
![]() |
| (evimizin penceresinden gün batımı) |
Her birimiz, en basitinden en karmaşığına kadar, gündelik hayatta birbirimizin davranışlarını dikkatle gözlemliyoruz. Şahit olduğumuz her olay üzerine, hem toplumun geneliyle ortak bir kanıya varabiliyor hem de bize özgü içsel bir deneyim olarak şahsî çıkarımlar yapıyoruz. Bazen de bizim bir davranışımız onlarca insanın denetimine takılıyor ve bizim hakkımızda toplumsal bir kanı oluşuyor. Özetle, en küçüğünden en büyüğüne, her bir davranış esasında bir bütünü oluşturuyor.
Bu noktadan sonra Müslümanca bir matematik yapmak isterim. Bizler ahiret gününe iman etmiş olmakla, her davranışımızın bir hesabı olacağını ve o gün, bu hesabı bizzat Allah'a vereceğimizi kabul ediyoruz. Bu durum, bizi, herhangi bir davranışı gerçekleştirmeden önce daha temkinli ve tedbirli olmaya itiyor. Çünkü bu, yaşarken hiçbir denetime takılmayacak olsan bile, öldüğünde her yaptığının önüne getirileceği anlamına geliyor. Kaçış yok.
Günümüz için konuşup ortalama insan ömrünü yetmiş yıl kabul edersek, hâliyle bizler, bu yetmiş yıl içinde, bizim ne olduğumuzu ortaya koyan onlarca davranış sergileriz. Hatta o kadar çok davranış sergileriz ki, önemsemediğimiz pek çoğunu unuturuz bile. Bunun yanında büyük bir kısmını da yaşlılık sebebiyle unuturuz. Önemsemediğimiz insanları unuturuz. Eskiden önemseyip artık önemsemediklerimizi unuturuz. Basit gördüğümüz kötülüklerimizi ve iyiliklerimizi unuturuz. Hatta bir ok gibi vicdanımıza saplanmış büyük kötülüklerimizi bile unutabiliriz. Ancak bir zât var ki, O hiçbir şeyi unutmaz.
Allah, tüm kullarının akıbetini bilmekle birlikte, hangi davranışlar sebebiyle o akıbete ulaştıklarını kendilerinin de görmesini, anlamasını murat etmiştir. Bu hikmetle, yetmiş yıllık bir ömür içinde, kararını bizzat bizim vermemiz gereken onlarca olay arka arkaya sıralanıp durmaktadır. Bu tercihlerimizde, Allah'ın nazarında "iyi" olan davranışlar sergilemek bizi iyi bir sona, yine Allah'ın nazarında "kötü" olan davranışlar sergilemek bizi kötü bir sona yaklaştıracaktır.
Örneğin, kötü biri, kötülüklerinden asla dönmeyerek ve hatta iyi şeyler yaptığını iddia edip kötülüklerinde ısrarcı davranarak yetmiş yıllık ömrünü tamamlar ve son nefesini verir. Esasında bu âdem, ölümüyle "Ben özümde kötü biriyim. Bunu yetmiş yıl boyunca herkese, her fırsatta ispat ettim." mesajı vermiştir. Ve sıra, hayatı boyunca kimseye acımadan yaptığı ispatların hesabını vermeye gelmiştir...
Bu örneği niçin verdim biliyor musun? Bizzat şahit olduğum ve unutmadığım onlarca kötülük ve kötü insan var. Eminim senin de vardır. Herkesin hesap vereceği bir güne zaten inanıyorum. Ancak sevgili okur, başkalarının kötülüklerini görürken, kendimizinkileri görmeyecek miyiz? Biz de kötülüklerimizde ısrarcı mı davranacağız? Biz de, kötülükleriyle anılan bir insan mı olacağız? Elimizde bir çuvaldızla tüm kötülükleri kınayıp dururken, kendimize ufacık bir iğne batırmayacak mıyız?
Yürüdüğümüz yolları mamur kılmak gerek kıymetli okur. Hayatımızdan bir süreliğine geçmiş/geçmekte olan tüm insanlar tarafından hayırla yâd edilir olmak gerek. Birisi tarafından hatırlandığımızda samimiyetle "İyi bir insandır. Severim." dedirtmek gerek. Ve en önemlisi: Son nefesimizi verdiğimizde "İyi bilirdik." dedirtmek gerek sevgili okur...
![]() |
| (Buhari 1290, Ebu Davud 3233, Müslim 949/60, Tirmizi 1064) |


Yorumlar
Yorum Gönder